Hayalperestliğe Dair

Buket Yaman, 01.04.2015

Hayal Kur

Şimdi, önce bir giriş yapayım izninizle… Ben alıştım bu Fabula non Vera’ya. Bir defa sitemizin sahibi bal mı bal, içeriklere müdahale yok, kendisi de kalem tutan insan, ondan da besleniyoruz… Hayat güzel. Bir de nasıl tembel bir dönemim ki, kendi blogum ne olacak diye kara kara düşünüp, ne bir aksiyon alıyor ne de bir yol haritası çıkarıyorum. Bunları niye yazıyorum? İkinci yazımı da Fabula non Vera’ya ekliyoruz diye… Bundan sonra da buradan paylaşımlarda bulunacağım – şaşırmayın diye… öyle işte. Konuya girmeden, açıklamam bu yönde.

Şimdi gelelim asıl konumuza… Hayalperestliğe dair yazıyoruz bugün. Neden? En sevdiğim konu çünkü ☺ Kendi bloğumun adı hayalperestinevi. Sosyal medyada hesaplarımın bir kısmı bununla bağlantılı. Neden? Çünkü feci hayal kuruyorum. Verin bana bir senaryo, gözümü kapatayım… Üzerine çalışayım… Sonunu on farklı hikayeye bağlayayım… Düş kurayım… Kötü mü? Göreceli… Bir kısmınız başta çok iyi olduğunu düşünüyor. “Sen hayalperestinevi değil misin?”, diyor. Sonra biraz zaman geçince  “Sen hayalperestinevi değil misin? Ayakların biraz yere bassın, bu iş böyle olmaz, bu olay böyle sonlanmaz, suyun akışına bu şekilde yön veremezsin”, gibi pek çok olumsuz cümleye dönüyor hikaye, defans başlıyor… Bu kısım da sıkıcı.

Başta başka düşüncelerin beni dibe çekmesine izin veriyorum, sonra hayal kurmak bana ne kazandırdı ona bakıyorum. Kariyerime bakıyorum… Vay be ilk kez bir kariyer yazısımsı bir şey yazıyorum! Şu anda kendime çok şaşırıyorum ☺ İletişim kariyerim boyunca 2 televizyon kanalında, 2 CEO, üstüne PR ajansı tecrübemde 6 farklı Genel Müdür profili, son geldiğim noktada şirketimde deneyimlediklerim ile yol alıyorum. Sıradan bir stajyer olarak başladığım ilk iş tecrübemde, FOX’un iletişim departmanında çalışabileceğim aklıma gelmezdi açıkçası ama iyi düş kurdum. Düş kurdum, boş oturdum değil tabii… düş kurdum sonra tırnaklarımla kazıdım her adımı. Sonra baktım o düş çok da beslemiyor beni, dedim ki ben biraz öğrenci olayım, gideyim bir PR ajansında sürüneyim ☺ 1 yıl süründüm ama hayatımın en önemli okuluydu. Neden? Her formatta insan tanıdım orada. Her formatta müşteri profili ile çalıştım. Sonra dedim ki, yeter ben kurumsala uçmak istiyorum. Gözümü kapatıyorum ve kendimi Türkiye’nin en büyük 50 şirketinden birinde görüyorum. Oldu mu?  Oldu. Sonra dedim ki ben bir Avrupa deneyimi yaşamak istiyorum. Oldu mu? Oldu. Düşlediklerim çalışma ile oldu, oluyor, olmaya devam edecek. Bu benim düş kurmaya bakış açım.

Bundan sonrası, kariyeri boyunca 7 farklı ülkede çalışmış yönetici- lider profilinden dinlediklerim. Bence beni destekliyor. Türk grupların önünde konuşurken konu bir şekilde buralara gelirse diyor ki; “dream it” Amerika’da olumludur. “Daydreamer” (Gün içinde hayal kuran kişi) olma hali beklenen bir özelliktir ve derler ki dream it- wish it- do it! Yola düş kurarak çık- iste ve gerçekleştir. Türkiye’de durum tam zıddı, “Çocuğum ayakların yere bassın, hayal görme! Gerçekçi ol!”, Neden? Çünkü sınır dışında düşünmeye tahammülümüz yok. Ama ben siz gençlere diyorum ki hayal kurun, isterseniz olur”

Ben de işte, yukarıdaki bu satırları söyleyen kişiye katılıyorum. Belki yüzde yüz düşlediğiniz gibi olmaz, ama yüzde yirmi, yüzde elli bile hiç yoktan iyi değil midir ya? Sonra da Türkiye’den neden inovasyon çıkmıyor? Nasıl çıkacak? Hepimiz saçmalamaktan ölesiye korkuyoruz. Bir kısmımız kalabalık gruplar içerisinde görüşümüzü bile ifade ederken tedirginiz, ya salak olduğumu düşünürlerse, ya bilemezsem, ya anlatamazsam…who cares gençler!!! Kim takar???? Boşverin. Koyverin gitsin yani. Koyverenler genelde fark yaratıyorlar. Evet, hepimiz yeni fikirler icat edip, kimsenin bilmediği şeyler keşfedemiyoruz ama gerçekten farklı bir şeyler buluyoruz, insanlık için olmasa da kendi hayatımız için en azından. Ben henüz neye baktığımı bile bilmiyorum ama halimden de şikayetçi değilim yani. Bir deneyin bence.

Sonuç,  bu yazı neden bugün kaleme alınıyor? Çünkü yarın bir hayal daha gerçekleşecek… Kendi alanımda 5 yıldır takip ettiğim biriyle tanışacağım yarın. İlk sohbetimizi twitterdan yapmıştık… kendisini eklemiş ve bir yazım ile ilgili gördüğüm en yaratıcı yazı olduğu yorumunu almıştım ☺  O zaman biliyordum biryerde yolumun kesişeceğini. Öngörü deyin, içine doğmak deyin, çok isteyip o enerji ile olacağına inanmak deyin… Ne derseniz deyin. Size neden kesiştiğini şu an yazamıyorum ama emin olun gerçekleşecek olan sohbetten, birçok yazıma, birçok malzeme çıkacak ☺ Neden mi? Birinin bildiğinin diğerlerine de faydası dokunmalı. Öğrendiklerimi sizinle de paylaşacağım. Burada durum böyle.

Şimdi her zamanki gibi ince bir ayar ile bitirmek isterim bu yazıyı. İnsanın hayatı, insanın hayalidir… aaa bir de karşıt tez veriyorum hızlıca. Ne hayali ya, diyenler için bu kısmı da… İnsan, ancak hayalleriyle yaşar ve biraz yaşamaya başlayınca, hepsini kaybeder… seçin, beğenin, alın.

One thought on “Hayalperestliğe Dair

Add yours

  1. İnsanları yalan söylediklerinde dinlemeyi severim. Çünkü; olmak istedikleri ama olamadıkları insanları anlatırlar.
    Leo Tolstoy

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: